05438984868
Beştepe Mah. 31. Sk. No: 2A Çakıroğlu Beştepe Daire No:83 Yenimahalle/ ANKARA
Modern toplumda uykusuzlukla ilgili riskler için artan endişelerin olmasıyla birlikte bazı uzmanlar, temel uyku miktarımızın gecelik altı saat civarında olduğunu dile getiriyorlar. Bireylerin sürekli olarak uykularını kısıtlamaları bilişsel olarak ve ruh hali üzerinde önemli olumsuz etkileri olduğuna işaret etmektedir. Uyku ihtiyacında büyük bireysel farklılıklar olduğu için, uyku arayışı kişilik özelliklerine göre değişebilmektedir. Uykusuzluk en kolay tanımıyla uyumada zorluk çekmektir. Her birimiz hayatımızda yaşadığımız stresli durumlar karşısında uyku sorunları yaşayabiliriz. Ancak bazılarımızda uykusuz olma hali kalıcı olabilir ve bu durum kronik bir hal alabilir. Kronik uyku bozukluğunda ise kişi kendini sürekli dinlenemez hisseder ve uykuyu devam ettirmede sorunlar yaşar. Bu süreç bir aydan daha uzun bir süre zarfında olur ve haftada birkaç kez kendini tekrarlar. Kişi geceleri uykusunu otuz dakikadan fazla sürdüremiyorsa ve dinlenmiş olarak uyanamıyorsa uyku sorunu kronik bir durum olmuştur diyebiliriz.
Çocuklarda uykuyla ilgili davranışlar ve uyku sorunları, biyolojik, psikolojik, gelişimsel, çevresel ve sosyal etkilerin birbirleriyle olan etkileşimlerini temsil eder. Doğası gereği biyopsikososyal bir fenomen olarak uyku, kültürel inançlardan etkilenir. Çocuklarda uyku sorunları biyolojik ve sosyokültürel etkileşimin sonucunda olur çünkü uyku problemlerini ve uygulamalarını etkileyen değişkenlerin çoğu kültürel temele dayalıdır. Ayrıca, uyku sorunları çocuklukta neredeyse evrensel olarak mevcut olduğundan ve tüm çocuklar için ortak olan olumsuz sağlık etkilerine sahip olduğundan, uyku sorunlarının çocuklar ve aileler üzerindeki etkisi büyüktür. Yetişkinlerle karşılaştırıldığında, genç kişilerde uyku kalitesinin değerlendirilmesi daha karmaşıktır. Ebeveynlerin algıladıkları kaliteli uykuya katkıda bulunan uyku bileşenlerinin net olarak anlaşılması sınırlı olduğu için, mevcut tespitler büyük ölçüde uyku süresi için yaşa dayalı önerilere veya ebeveynin uyku raporlarına dayanmaktadır. Yaşamın ilk on yılını karakterize eden uyku süresi ve zamanlamasındaki hızlı değişiklikler, uyku sürekliliği ölçümlerinin kaliteli uykuya nasıl katkıda bulunduğunu anlamak zor olabilir. Bu sebeple çocuklardaki uyku sorunlarını değerlendirirken öncelikle dikkat etmemiz gereken yer çocuklardan ve ebeveynlerinden detaylı bir şekilde uyku düzenlerinin hikâyelerini öğrenmektir. Çocukların yatma zamanlarını, uyumak için herhangi bir özel gereksinimleri olup olmadığını, gece uyurken uyanmalar yaşayıp yaşamadıklarını, sabahları ne zaman uyandıkları gibi detayları öğrenmemiz gerekir.
Uykuyu tanımlaması karışık olmakla birlikte pek çok iç ve dış sebeplerden etkilendiği, uykunun bazı dönemlerinde uyanıklığa yakın derecede olduğu geri dönüşümlü bir bilinçsizlik özellikleri gösteren süreç diyebiliriz. Uyku hakkındaki bilgiler gün geçtikçe artmakta ve uykuyu gerçekleştiren mekanizmaların nasıl olduğuyla ilgili öğrendiğimiz pek çok bilgi vardır. Ancak ‘Niçin Uyuruz?’ gibi bir soruya daha net bir cevap bulunamamaktadır. Bazı çocukların uykuya dalmada sorun yaşamadığını, bazılarının ise uykuyu sürdürmede ya da uykuya geçişte zorlandığı gözlemlenmektedir. Uyku sorunlarına çocukluk çağının hemen her döneminde rastlamak mümkündür. Uykuya dalmada zorluk yaşama, uykunun çeşitli sebeplerden dolayı bölünmesi, vaktinde uyumaya karşı koyma gibi uyku problemleri yaşla birlikte değişim gösterir.
Kişilerde uykululuk halinin etkilerinde dışsal olaylara bağlı etkilerde sebep olabilir. Dışsal olaylar yeteri kadar kontrollü değilse, uykuya bağlı davranışları olumlu ya da olumsuz olarak etkileyebilirler. Bu dışsal etkenler ise gürültü, egzersiz yapma ve uyuma yerinin sıcaklık derecesi gibi etkenlerdir ayrıca dışsal olaylar kişinin uykusunun verimli olup olmaması durumunda etkilidirler. Uykusuzluk yaşanıldığında kişilerde fizyolojik ve nörolojik etkilerin görüldüğü gözlemlenmiştir. Özellikle doğumundan sonraki ilk altı ay içerisinde çocukların biyolojik gelişiminde de etkilidir. Yeni doğan çocuklar uykuya en başta çok fazla ihtiyaç duyarlarken yaş ilerledikçe uykuya olan ihtiyaç da azalmaktadır. Erken çocukluk döneminde günün yarısı uykuda geçer. Uyku ihtiyacı her yaşa ve bireye göre değişiklikler gösterebilir. Gelişimsel bazı sebepler uykuya engel olabilir; hayal gücü ve fantezilerin olması gece korkularına yol açabilir. Bağımsız olmak isteme çocuğun yatağa gitmek istemesine engel olabilir. Ebeveynler ise bu süreçten sonra çocuklara uyku düzenlerini yavaş yavaş kazandırabilirler.